1 Haziran 2010

vapurdan önce

yüzün düşüyor, ben ölüyorum
üşüyorsun, yanıyorum tenine
yollarını yürüyorum.
vapurdan önce ben iniyorum
sana geliyorum

22 Nisan 2010

günebakan

rüzgar olur dolanırım
geceye titrer korkaklığım
sevdalar salınır gökyüzünde
uzun uzun koklar gibi
taze ferah bakar gibi
ve ellerim yüzlerinde

güne döner ayçiçeği
hikayeler devam eder
hayat dökülür üzerime

rüzgar olur;
dolanırım
titrer gece

13 Mart 2010

istanbul semalarında

bir teknede uyandın bu sabah
üzerinde balık ve deniz,
koklayamadan sevdiğim bütün gece. 
dumanlarımda suretin,
yüzüne bağladım kendimi
tersine, düzüne ağladım.
bir teknede uyandın bu sabah, 
saklı hikayesi; saklı sen de...
üzerinde balık ve deniz,
ortasında hayatın
kıyısında kaptan;
kendine tayfa uyandın bu sabah.
gözlerin dumanlarımda
sözüne bağladım kendimi;
meğer dumanmışım bütün gece
ruhum benden habersiz,
bütün teknelerini istanbul'un;
kıyıya bağlamış durmuş
sımsıkı; tersine, düzüne
üzerinde balık ve deniz...

21 Şubat 2010

meslek icabı

evvel zamanda ilk duvarı ördük, 
o gün bugündür dertlenir dururuz; 
neresinden delmeli, 
neresine yaslanmalı, 
neresinden geçmeli... 

güne döner yüzünü bazen
ve illa ki sırtımızda parka. 
içimiz dışımızda, 
dışı da iç etmişiz şimdi...

bilirim

bilirim ki iyi bakacaksın kelimelerime, cümlelerime;
bir kenara koyacaksın belki ama kaybetmeyeceksin.
unutacaksın varlıklarını, öyle isteyeceksin de;

belki de çoktan unuttun.

bir ihtimal göz atacaksın günün birinde, 
eline dolanıverecek kelimeler,
bilemem ne bulacaksın; 
ne buldun onu da bilemem. 

ben kelimelere kelimeler ekliyor olacağım,
tıpkı senin gibi; cümlelere cümleler,
yaşantılara yaşantılar. 
ara sıra uzaklara dert yanıp hayıflanacağım,
bir haber alamayışıma üzüleceğim adamakıllı,
halini hatrını soramayışıma dertleneceğim;
cevap alamayışıma...
ama bilirim, iyi bakacaksın kelimelerime, cümlelerime.

ara sıra tozunu alacağım hayatın;
hüzünleneceğim herkes gibi.
çünkü güzelliklerdir hep geride kalan
ama sonra parlayacak kelimeler, 
cümleler, yaşantılar.
herşey bir ödül sanki, 
üstelik güzelliklerdir hep gelecek olan. 

bilirim, iyi bakacaksın kelimelerime, cümlelerime;
ve bilirim bir gün, yüz yüze duracağız. 
bekleme, çıkartıp veremem seninkileri,
artık bendendir onlar.
ama bilirim;
ben de çok iyi bakacağım.

16 Ocak 2010

kim-lik

kim-sin
kim-densin
kim-değilsin
kim-esin
kim-liklimisin
kim-desin
kim-sesizmisin
kim-den ötürü
kim-e ithafen
kim-le beraber
kim-e karşı
kim-ine göre
..kim-de değil

6 Ağustos 2009

ki öncesi de var

nereden çıktı bu park,
rüyalarıma giren;
tel örgülü, ormansı
ve bir o kadar kentin.
hemen arkası beşiktaş;
varolmayan ve içinde,
sürekli bir kaçışı yaşadığım.
bir yanı yüksek, taştan duvar,
önünde sokak lambaları
ve satıcıları, polisleriyle
ardı ardına imgelenen;
düşsel mekanı
kabul edilen tekinsizliğin.

sırf kentin oluşundandır
bir parkın sakilliği

birinci pulman

son vagondan bindim bugün;
vücudumda damlalar,
ve biraz aceleyle.
ilk vagondu menzilim
arada yemekli,
buyur etti beni, çağırdı;
bir bira açtırdı önüme
yanında fıstık söyledi.
sarı, yeşil, toprağın üstünde 
yağmuru bekleyen bir yaz akşamı;
tarlalarda balyalar, bahçelerde
yeterince pastoral.
yük vagonları beklemede,
ayla dolacak geceyi;
biz sadece gelip geçenler.
direkler uzaktan uzağa,
seslenir birbirine.
bunu duyan makinist,
ancak öyle hareket ettirir
metal diskli yığını.
altıyüzelliüçbinyediyüzyetmişaltı nolu
bileti ifşa ettim az önce.
ve pencereden bakmak varken,
daha fazla yazmak olmazdı...




4 Ağustos 2009

mediumessage or the other versions of simulacrums

medium and the message
all together; seperately
glowing bright to
make us blind.

the message ain't medium,
a little bit larger;
weeping from our sides.

medium for the message,
written down sometimes;
for a small glory.

simulacrum needs to be sentenced,
in the middle of one.
sentenced to medium;

sentenced to message.



3 Ağustos 2009

sarı yaz

yelkeninde bozkırların kokusu
döner avından balıkçı;
şaşırmayın.
rüzgar ardından gelir usulca,
bütün varlığıyla.

sigarasına ortaktır, 
hayatına olduğu kadar;
ve yalnızlığına.
ucunda balık gezinen oltalar,
kapitalist dinamit. 
hepsi altındadır;
yarattığı dalgaların.